İLAHİ ADALET SESSİZDİR AMA ASLA GECİKMEZ.
 
Hayat bazen insanı hiç beklemediği yerden sınar. Taşıyamayacağını sandığı yükleri omuzlarına bırakır; kaybettirir, vazgeçirir, susturur. Öyle anlar gelir ki insan içinden yalnızca tek bir cümle geçirir: “Artık devam edemem.”
 
Oysa en derin kırılışlar, çoğu zaman yeniden inşa edilişin başlangıcıdır. İnsanların eksilttiği yerde Allah tamamlar; kapandığını sandığın kapıların ardında, hiç ummadığın bir çıkış yolu hazırlar.
 
Bu kitap, yeniden ayağa kalkmak isteyenlere; kalbindeki yaraları sabırla iyileştirmeye çalışanlara; yaşadıklarının bir anlamı olduğuna ve ilahi adaletin er ya da geç kusursuzca tecelli edeceğine inanmak isteyenlere sesleniyor.
 
Her sayfada umudu biraz daha hatırlayacak, hiçbir gözyaşının sebepsiz akmadığını, hiçbir bekleyişin karşılıksız kalmadığını yeniden hissedeceksin.
 
Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük mucizeler değil, tam zamanında karşısına çıkan tek bir cümledir:
 
Yanındayım.”

(Tanıtım Bülteninden)
Liderlik üzerine yüzlerce kitap var. Çoğu size nasıl daha etkili yöneteceğinizi anlatıyor. Bu kitap ise farklı açılardan sorular soruyor:
Liderlik insanın içinde ne yapar?

Güç neden bazı insanları daha kapsayıcı, bazılarını ise daha kontrolcü hâle getirir?
Belirsizlik arttığında neden güven yerine kontrol ihtiyacı büyür?
Neden bazı liderler başarı kazandıkça yalnızlaşır?
Liderlik gerçekten başkalarını yönetme sanatı mıdır yoksa önce kendi zihnini yönetebilme becerisi midir?

Liderliğin Psikolojisi: Rol, Kimlik ve İnsan Kalmak; psikoloji, nörobilim, organizasyonel davranış ve etik perspektiflerini bir araya getirerek liderliği görünmeyen yönleriyle ele alıyor. Size yeni liderlik teknikleri öğretmeyi değil gücün insan üzerindeki etkisini anlamayı, liderliği yeniden düşünmeyi ve rolünüz büyürken insan kalabilmenin psikolojik temellerini keşfetmeyi amaçlıyor. Çünkü gerçek liderlik, yalnızca doğru kararlar vermek değil gücün sizi değiştirmesine izin vermeden yol alabilmektir.
Yürekleri sevgi dolu, umut dolu, azim ve kararlılık dolu 12
KADIN’ın yolları bir gece vakti kesiştiğinde henüz hiçbiri birbirini tanımıyordu. Biri Karadenizli, biri güneyli, biri doğulu, biri batılı, biri göçmen… Biri öğretmen, biri sanayici, biri müzisyen, biri tasarımcı. Belki de tek ortak noktaları vardı; Dünya’da barış ve iyilik.

Hepsinin yüreği o kadar güzeldi ki tıpkı bir yap bozun parçaları gibi tamamladılar birbirlerini. El ele tutuştular ve güzel kalplerindeki mücadele dolu hikayelerini, yaşamlarının en zorlu anlarını yaşamış olan, ama asla pes etmeyen “Depremzede Kadınlar” için kaleme aldılar.

Dediler ki, omuzları her daim onların yanında olacak.
Dediler ki, kalpleri daima onların mücadele dolu yolculuklarında
birlikte atacak.
Dediler ki, göz yaşları dökülürken, onlar elleriyle şifa verecek.
Dediler ki, bir el bir eli yıkarken, onlar umudu canlı tutacak.
Dediler ki, ONLAR bir yandan yaşamlarındaki zorluklara meydan
okurken, bir yandan da tüm kadınlara ilham kaynağı olup, gelecek nesillere umut dolu bir miras bıraktılar.
Şehrin kalabalığından uzakta, eski bir tapınağın bahçesindeki kutsal kâfur ağacı, yıllar boyu tüm görkemiyle ziyaretçilerini karşılar. İnsanlar kimseyle paylaşmadıkları umutların, hayallerin ve niyetlerin gerçekleşmesi için dualarını onun heybetli gövdesine emanet eder.
 
Kâfur ağacı yalnızca dilekleri değil insanların sırlarını da barındırır. Bir duanın, dileğin ya da fısıltıyla söylenmiş sözcüklerin bile ağacın köklerinden dallarına uzanarak zamanı geldiğinde hayata karıştığına inanılır.
 
Kadim ağacın bekçiliğini yapma görevi, yönünü kaybetmiş bir gencin hayatına tesadüfen girer. Genç adam, bu görevi üstlendiği andan itibaren kendi geçmişiyle tanışmaya ve yeni bir hayata doğru yolculuğa başlar. Kâfur ağacı yüzyıllardır aynı yerde dururken değişen tek şey, gölgesine sığınan insanların hikâyeleridir…


(Tanıtım Bülteninden)